Doğru yerde olduğumu hissediyorum bazen herşeye rağmen… Bugünde öyle bir gün oldu. Uyuyakaldığım bir sabah işe ancak 10 buçukta varabilmişken, üzerinde çalıştığım projenin geçici olarak durdurulduğunu öğrendim ve katılmayı çok istediğim One Web Day organizasyonuna gitme şansını yakaladım. One Web Day konferansına katılan konuşmacılardan bazıları ise: Sree Sreenivasan (Columbia Journalism & WNBC-TV), Tim Westergren (Pandora), Prof. Lawrence Lessig (Stanford), Craig Newmark (craigslist), Dharma Dailey (Ethos Group), City Councilwoman Hon. Gale A. Brewer, John Perry Barlow, Andrew Baron (Rocketboom), SJ Klein (OLPC), Jonathan Zittrain (Harvard).
David, bu isteğim karşısında en ufak bir olumsuzluk dile getirmedi ve Washington Square Park’a doğru yola çıktım. Sadece birkaç blok uzaklıkta olan etkinlik alanına gittiğimde konuşmacılar sahnedeki yerlerini çoktan almıştı.
Öncelikle Craigslist‘in kurucusu Craig Newmark sahnedeki yerini aldı. 1994 yılından beri neredeyse hiç değişmeyen tasarımına rağmen, nasıl bir odak merkezi haline geldiklerini ve İnternet’in tüm dünyayı nasıl değiştirebileceğinden bahsetti. Craigslist’in bugün emlak dünyasından, ikinci el eşya ve araç satışına kadar her alanda yer alması da bunun en açık göstergesi sanırım.
Pandora kapatılmanın eşiğinde…
Hayatımı değiştiren, bilgisayar karşısında geçirdiğim zamanın çoğunu alan web uygulamalarına şöyle bir bakınca Google, StumbleUpon ve Facebook ile beraber Pandora’yı listeliyorum. Bugün, Pandora’nın kurucusu Tim Westergren ile tanışmak kendimi bir anda internet dünyasının merkezinde hissetmemi sağladı.
Evet, daha önce Pandora blogunda ve diğer sitelerde okumuştum ancak pek inanmak istemesem de Pandora’nın kapatılma ihtimalinin olduğunu kurucusunun ağzından duymak beni oldukça tedirgin etti. Son bir sene içinde müzik dünyama en büyük katkıyı sağlayan bu araçtan mahrum kalmamak için aylık bir bedel ödemeye razı olan yüzbinlerce kişiden biriyim ben de sadece…
Tim, kariyerine bir müzisyen olarak başlamış ancak yaptıkları müzik yeterince ticari bulunmayınca kişinin zevkine yönelik müzik yayını yapan Pandora adlı radyoyu kurmuş. 16 milyon kullanıcıya sahip olan sitenin, geçtiğimiz yıl içinde Amerika dışındaki dinleyicilere hizmet vermeyi Amerikan yasaları gereğince durdurmuştu. Mahkemenin telif haklarına ödenecek bedeli yükseltmesiyle eli kolu bağlanan Pandora’ya en büyük destek kullanıcılarından gelmiş. Çıkan karar karşısında 2.000.000 kişi fax çekerek, 400.000 kişi ise telefon açarak mahkemeye şikayetlerini bildirmiş ve tüm sistemi iki hafta boyunca çalışmaz hale getirmişler. Bunun üzerine üst düzey bürokratlar araya girip “Bu işte bir terslik var…” diyerek kararın yürürlüğünü durdurmuşlar. Anlayacağınız Pandora bir süre için daha bizlerle ancak ileride neler olacağı hala belirsizliğini koruyor.
Bu aktivite hakkında nereden, nasıl haberim oldu bilmiyorum. Haftasonu Meetup.com yada takip ettiğim bloglardan birinde karşılaştım sanırım… Belki de StumbleUpon… Her ne olursa olsun, New York’taki aktiviteleri takip etmek için bir düzene ihtiyacım olduğu kesin.
Purpose of this event: To initiate an environmental movement for the internet. The theme this year: online participation in democracy. The internet is under pressure around the world - inadequate connectivity, censorship, huge digital divides threaten its future. This rally is designed to raise awareness of these issues and to help us focus on how the internet has changed democratic involvement in America.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
3. haftanın ilk günü, yine bir pazartesi… Her sabah belli bir saatte uyanmak gittikçe yorucu olmaya başladı. En son lisedeyken böylesine düzenli yaşıyordum sanırım. Üniversite yıllarının yarattığı rahatlık sanırım daha fazla zorlanmama sebep oluyor. Her dönem son birkaç haftada oturup çalışmaya başlamak, diğer zamanlarda ise istediğin derslere gidip istemediklerine gitmemek…
Six Apart yine de çalışabileceğim en rahat yer sanırım. Takım elbise ve rahatsız ayakkabıların olmadığı, saat 10-11 arası çalışmaya başlayıp 8 saat sonra çıkılıp gidilen, toplantılarla geçip giden cuma günlerinin olduğu bir yer…
Ama yine de bu zaman sınırlaması içinde hapsolma duygusu, tüm sene boyunca yalnızca 2 hafta tatile gidebileceğini bilmek ve hayatın düzeni içinde sıradan bir parça olduğunu bilmek zor geliyor. Daha 3 hafta öncesine kadar kendimi öylesine güçlü, öylesine bağımsız hissediyordum ki dünyayı değiştirebileceğime bile inanmaya başlamıştım yıllar öncesinde olduğu gibi… Ama şu pazartesi günü beni öylesine bitirdi ki “Dünyanın en büyük hilesi insanları değişebileceğine inandırmasıdır…” diyen bilgeye inanır oldum…
Son zamanlarda OmniGraffe ile websiteleri için wireframe çizip, neredeyse doğru düzgün hiçbir dökümantasyonu olmayan MoveableType framework’ünü öğreniyorum. Easthamster adlı yarım kalmış bir projeyi bitirmeye çalışıyorum. PHP ekseninden çıkıp, yeni bir script dili öğrenmek ne kadar mantıklı bilmiyorum ama hayat diyorum… Belki de ilerleyen yıllarda MoveableType yazılımlarını Türkiye’den ihraç eder hale gelirim kimbilir…
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Kategori: Genel, Kariyer — Gerçek Karakuş - @ 11:29 am
Uzun zaman oldu yazmayalı… Neler oldu neler bitti diye düşünürken, bu köprünün altından çok sular geçtiğini farkettim.
Öncelikle SixApart’ın teklifini kabul ettim. Her ne kadar teklifin detaylarını bilmesem de ofislerinin SoHo’da olması, 200 kişilik uluslararası bir şirket olmaları ve önümüzdeki yıllar içinde Paris’teki ofislerinde çalışma imkanımın bulunması karar vermemi kolaylaştırdı. İş görüşmelerinden ilkini yaptığım şirketin teklifini kabul etmem bir hayli enteresan oldu…
SixApart’ın yanısıra Squeaky Wheel Media ve BrickHouse Security şirketlerinden de teklif aldım. Squeaky ücret olarak ($42.000 + $10.000-15.000 bonus) her ne kadar beni tatmin etmese bile, SixApart’tan gelecek bir olumsuz yanıt karşısında çalışmak isteyeceğim ilk yerdi. 15 Eylül’e kadar bana düşünmek için süre verip, Küba ve Meksika’ya giden şirket yöneticilerini ayakta alkışlamak istiyorum… Umarım önümüzdeki dönemlerde kendileriyle freelance olarak çalışırım.
BrickHouse Security ise yıllık $65.000 gibi bir teklif sundu. Ancak ofisleri, yaptıkları iş ve sattıkları ürünler beni bu şirketten öylesine soğuttu ki sadece önerecekleri rakamı duymak, piyasa hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak amacıyla kendileriyle görüştüm. Önümüzdeki hafta kendilerine teklifleri için teşekkür edip, freelance olarak her zaman destek verebileceğimi bildireceğim.
Karar verme aşamasında olduğumu belirtmeme rağmen Greenzer’dan herhangi bir ses çıkmadı. Arkadaşlık ortamı her ne kadar mükemmel olsa bile ekonomik olarak zor durumda bulunan bu şirketin vereceği teklif işe yeni giren bir Front End Developer’ın alabileceği en düşük maaş seviyesini belirleyecekti. Ama dediğim gibi herhangi bir ses çıkmadı…
Lawline.com ise PHP Developer pozisyonunu çoktan bir başka aday ile doldurmuş. PHP ile olan tecrübe eksikliğim nedeniyle bir başka kişiyle çalışmayı tercih ettiklerini düşünüyorum. Türkiye’de online eğitim alanında gerçekleştireceğimiz proje için bana büyük bir tecrübe kazandıracak olan bu şirketle iletişimimin kopması ise bu projenin de bir süre için ertelenmesine sebep olacak gibi gözüküyor.
New York’a geldiğim ilk gün 3 hafta süresince kalacağım evi ayarlamam, ikinci gün sabah kahvaltısında yaptığım ilk görüşme sonrasında iş teklifi almam ve bu şirkette çalışmaya başlamam… New York’ta herşey çok güzel başlamıştı… Ancak bu sıralar ev bulma telaşıyla sağa sola savrulup duruyorum ve aradığımız kriterlere uygun bir ev bulamıyoruz. Hafta sonu herhangi bir yeri ayarlayamazsam, Pazartesi’den itibaren kalabilecek bir evim ne yazık ki yok…
“Bir şehrin kokusunu sevmek önemli olan… Seviyorsan aldığın kokuyu, gülümsüyorsan bir an biliyorsun ki doğru yerdesin.”
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Ali Baba, New York ikinci şubesini açmasına rağmen gerek servis, gerek yemek kalitesi olarak tatmin etmeyen bir performans ortaya koyuyor. Küçük restoran içinde havasız kalma ihtimaliniz de var. Yemek sırasında gelen pideleri soğuk, çayları sabahtan kalmış olabilir. Servis elemanlarının sevimsiz yaklaşımı ise keyfinizi kaçırabilir. Tüm bunlara rağmen fiyatı oldukça yüksek. Fiyat: **** Kalite: ***
Dervish, karanlık bir ortama sahip ancak Galatasaray Mezunları New York pilavında gittğimde açık büfe olan pazar kahvaltısı hayli tatmin ediciydi. Fiyat: *** Kalite: **
Zeytin Restaurant, çok güzel yemeklere ve modern bir dekorasyona sahip olan Zeytin Restaurant’ın fiyatları oldukça yüksek. ($60-80) Fiyat: ***** Kalite: *****
Turkish Grill, Astoria, pide, kebap, salata ve birçok farklı yemek çeşidine sahip olan Turkish Grill’de servis çok hızlı. Special Beytisi tek kelimeyle leziz. Meze tabağı oldukça zengin. Ancak menüsünde Yeni Rakı ve Efes dışında yerli bir alternatif bulamıyorsunuz. Kesinlikle memnun kalacağınız bir yer. Fiyat: *** Kalite: *****
Istanbul, 310 W 14th St | Btwn 8th & 9th Ave
İstanbul Bambi büfe tarzında neredeyse 24 saat açık olan İstanbul restoran’da gece evinize dönmeden önce dönerinizi yiyebilirsiniz. Fiyatları oldukça uygun ancak menüsü yeterince geniş değil. Fiyat: ** Kalite: ***
Bereket, en düşük fiyata ve büyük porsiyonlara sahip… 24 saat açık olması ve Lower East Side’daki barlara yakın olması en büyük avantajı… Fiyat: ** Kalite: ***
Bu listeyi yaptıktan sonra daha güzelini bu adreste buldum. Bu gidişle her birini sırayla deneyeceğim gibi gözüküyor…
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Kategori: Genel, Kariyer — Gerçek Karakuş - @ 5:59 am
Yeni bir gün… Sabah çalan telefonumun sesiyle uyanıyorum. Monster’daki resumeme ulaşan aracı bir firma PHP yazılımcı arayan bir firmaya beni önermeye çalışıyor. Connecticut’da çalışmak istemediğimi söyleyip kapatıyorum.
Bugün hiçbir iş görüşmem yok. En iyisi iş başvurularına devam etmek diye düşünürken, Greenzer’dan Mike’ın emailini farkediyorum. Çarşamba günü Ben ile birlikte benimle bir kez daha görüşmek istiyor. Çarşamba günü saat 2′ye randevu verdikten sonra kahvaltımı yapıyorum. Ardından telefonum bir kez daha çalıyor. Bu sefer Connections NY şirketinden Francesca Bertone beni Zootoo.com adlı şirkete PHP programcısı olarak göndermeye çalışıyor. Resumemi ve gerekli bilgileri tekrar kendisine gönderiyorum ve acele etmesini yoksa her an bir başka teklifi kabul edebileceğimi söyleyip telefonu kapatıyorum.
Ardından bir kez daha telefonum çalıyor. Heritage Web Solutions adlı Utah merkezli bir firma kendileri için freelance olarak çalışacak bir grafik tasarımcısı aradığını söylüyor ve hemen işlemlere başlamak için bana tüm çalışma belgelerini gönderiyor. Sayfa başına $20. Şaka gibi… Hayatımda daha ucuza çalıştırılan web programcısı görmemiştim. Yine de tekliflerini kabul edip kendilerine döneceğimi söyleyip kapatıyorum telefonu… Ucuz hintli işçilerle, beni karıştırmış olsalar gerek. Ardından aynı şirketten bir başka kişi PHP geliştiricisi aradığını söyleyerek proje başına %20-40 arası bir ücret ile çalışmamı öneriyor. Ona da tamam diyorum ve gerekli belgeleri bekliyorum.
Bugün pek iş çıkmayacak gibi diye düşünürken dün görüştüğüm Squeaky Wheel Media şirketinden güzeller güzeli Mailet’ten bir eposta alıyorum. Tam zamanlı bir kontrat önermek için beni genel müdürle yapılacak olan toplantıya çağırıyor. Çok seviniyorum. Ardından maaş beklentimi soruyor. Yıllık $72.000 diyorum. Gelen yanıt çok açık ve net: “It appears your salary requirements are far beyond what Squeaky would commit to a Jr developer or in our experience what the position standard is. However it still was great meeting you and we wish you the best of luck with your other interviews. We may reach out for freelance development in the near future if interested, if/as you should let me know you hourly rates.”
Aldığım bu tepkinin ardından büyük bir hayal kırıklığı içinde kendi bütçelerini soruyorum ve $40.000 maaş artı $10.000-15.000 bonus verebileceklerini belirtiyor. Freelance olarak ise şirkete gidip çalışmam halinde saati $35, evden çalışmam halinde saati $30 öneriyor. Böylesine çok çalışmak istediğim bir şirketten bu kadar az bir fiyat teklifi almanın şaşkınlığı içerisinde kendisine teşekkür edip 10 günlük bir düşünme süresi istiyorum.
Ardından Karim Motani’ye email gönderiyorum ve saati $30′a kendileri ile freelance olarak çalışabileceğimi söylüyorum. Tüm bu görüşmelerden sonra en azından freelance olarak $30-50 arası bir ücret alabileceğimi öğrenmiş oldum. Perşembe günü kendisiyle yüzyüze görüştükten sonra freelance olarak çalışmaya başlayacağım diye düşünüyorum.
Akşam saatlerinde ise henüz gelişme aşamasında olan Whooligan Inc., sitesinin sahibiyle bir ortaklık üzerine görüştüm. Ücretsiz olarak siteyi ayağa kaldırmam halinde şirketin satışından gelecek paradan %50 bana vermeyi önerdi. Bunca işimin arasında teklifini dinledim, kendisine birçok öneri de bulundum ama yeterince zaman ayıramayacağımı söyleyerek görüşmeden ayrıldım.
Eve geldiğimde ise Blue Fountain Media adlı butik bir web şirketinden tam zamanlı iş teklifi aldığımı gördüm. En yakın zamanda kendileriyle görüşüp, çalışma ortamlarını görmek ve önerecekleri maaşı duymak istiyorum.
Sanırım artık zevk almaya başladım sürekli yeni insanlarla görüşüp, yeni şirketler tanımaktan… Umarım en kısa süre içinde kendime en uygun olanı bulacağım!
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Kategori: Genel, Kariyer — Gerçek Karakuş - @ 7:48 pm
Perşembe günü DGMAX Interactive yöneticisi Serdar Demirdelen ile görüştüm. Diğer şirketler gibi büyüme sürecinde olan ve 6-7 kişinin çalıştığı bu şirket, online marketing konusuna odaklanmış durumda. Şirketin önümüzdeki yıllar içinde Türkiye’ye açılacak olması da benim için büyük şans gibi gözüküyor.
Cuma günü ise SixApart ile tüm günlük bir çalışmam olacaktı. Ancak MoveableType‘ın yeni sürümünün çıkması ve şirketteki diğer yoğunluklardan dolayı Adam Rice, Project Manager, ile iletişim kuramadım. Önümüzdeki hafta içinde uygun bir gün olduğu takdir de deneme süreci olarak kendileriyle çalışmaya başlayacağım. Açıkcası Soho’daki ofislerini ve çalışma ortamlarını merak ediyorum. 200 kişilik bir kadroya ulaşmış uluslararası bir teknoloji firmasında yer almak farklı bir tecrübe olacakmış gibi gözüküyor. Fakat David Jacobs’un aksine Adam Rice’ın ilgisiz tavırları biraz olsun rahatsız etmiyor değil…
Pazar günü ise yeni başlayan bir projeye ortak olacak birini arayan Mike Kane ile görüşmem vardı. Ancak görüşme öncesi gizlilik sözleşmesi imzalamamı şart koşmaları dolayısıyla avukatıma danışmadan böyle bir sözleşme imzalamayacağımı belirterek görüşmeyi daha ileri bir tarihe erteledim.
Bugün ise iki farklı şirketle iş görüşmem oldu. Sabah, BrickHouse Security pazarlama müdürü Jason Lazarus ile görüştüm. Geçtiğimiz hafta işten ayrılan çalışanlarının boşluğunu doldurabilecek, CSS ve grafik tasarım bilgisine sahip, SEO konusunda tecrübeli olan bir kişiyi arıyorlar. Geçmiş tecrübelerim, hem programlama hem de grafik tasarım bilgim dikkatlerini epeyce çekti. Önümüzdeki günlerde beklediğimin üstünde bir maaş teklifi ile karşıma gelmelerini bekliyorum. Maaşın yanısıra her üç ayda bir şirket karından performansa yönelik olarak verilecek olan bonuslar ve sağlık sigortası da mevcut. Ancak insanları korkutup, paranoyaya sevk ederek, onlara gizli kameralar, GPS takip sistemleri gibi güvenlik önlemleri satmak isteyen bir şirket çalışmak ister miyim bilemiyorum.
Öğleden sonra ise Squeaky Wheel Media adlı şirketle görüştüm. Chealsea’de kocaman bir ofise sahip olan 20 kişilik bu şirketin ofisi öylesine geniş ve ferah ki içeri girer girmez burada çalışmaya karar verdim. Tabi kapıda beni karşılayıp şirketin teknoloji müdürüyle yaptığım görüşme sırasında sürekli beni izleyen Mailet’in de bu kararı almam da etkisi olmadı değil. Tam istediğim gibi bir ofis ortamına sahip olan, dünyaca ünlü şirketlerle (Lexus, DKNY, Adidas..vb.) çalışan bu şirkette kendimi en iyi şekilde geliştirebileceğimi düşünüyorum. Umarım tekrar görüşmeye çağırılırım ve beklentilerimi karşılayacak bir maaş teklifi alırım.
Akşam üstü ise Fandome.com CEO’su Karim Motani ile görüştüm. Freelance olarak haftada 20 saat çalışmamı istedi. Teklif ettiği saatlik ücret her ne kadar tatmin edici olmasa da geçtiğimiz sene Binghamton Üniversitesinde aldığım ücretin 3 katı olması ve ev kiramı çıkaracak olması keyfimi yerine getirdi. Kendisine teklifi için teşekkür ettikten sonra düşünmek için biraz zaman isteyip telefonu kapattım.
Elimde birçok seçenek, karşımda farklı ölçekte bir çok firma… İş görüşmeleri beni tahmin ettiğimden daha da çok kararsızlığa sürüklüyor galiba…
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Tüm düzenini bir kenara bırakıp herşeye sıfırdan başlayabilmek… Düşünüldüğü kadar da zor değil aslında. İnsanın tek ihtiyacı olan birazcık cesaret sadece.
Pazar gecesi İstanbul’dan yola çıkıp tam tamına 22 saatlik uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası ulaşabildim yeni bir başlangıç yapacağım şehre. Pazar gecesi için birkaç tane ev sahibi ile görüşmüştüm. Ancak hesap dışı olan rötar sonrası hiçbir görüşmeye yetişemedim. Ertesi gün ise birçok eve baktım ve gece 11′de aradığımı bulmuş olarak yeni evime yerleştim. Eski Newyork’un finans merkezi olan meşhur Wall Street’te yer alan Crest Plaza‘da Nicole adlı İtalyan bir kızla yaşıyorum. Taşınmak, sürekli bir başka yerde kısa süreler boyunca yaşamak hayatımın bir parçası oldu artık. 3 haftalık geçici bu dönem sonrası Emre ile eve çıkmayı düşünüyoruz, evin yerini ise bulduğumuz işler belirleyecek gibi duruyor.
İlk günün sonunda evimi ayarlamanın rahatlığıyla, ikinci gün üç adet iş görüşmesine gittim. Sabah kahvaltısını Balthazar adlı restoranda SixApart adlı şirketin teknoloji danışmanlarından David Jacobs ile yaptıktan sonra geçici sürelik bir iş teklifi karşımdaydı. Tüm bir cuma gününü şirketin Soho’daki ofisinde geçirip karşılıklı olarak etkileşim sürecini inceleyeceğiz. SixApart’ın dünya çapında SanFrancisco’da 140, Newyork’ta 20, Paris’te 16 ve Tokyo’da 20 olmak üzere 200′e yakın çalışanı var. Şimdiye kadar görüştüğüm şirketler arasında aradığım özelliklere sahip olan en büyük şirket…
Öğleden sonra DataNet adlı küçük bir şirketle görüştüm. Ancak 5 kişinin çalıştığı şirketin CEO’sunun Internet Explorer 6 kullanması ve hiçbir sitemin IE6 ile istenen performansı göstermemesi aramızdaki iletişimi gerginleştirdi. Yıllık $35.000 önerisini de tartışmadan odadan ayrıldım. Herşeyin mükemmel başladığı bir günün ardından böylesine bir toplantı moralimi çok bozmuştu. Hemen eve gelip tüm sitelerimi IE6 ile deneyip ortaya çıkan sorunları teker teker elden geçirdim. Bu arada birçok güzel çözüm buldum. IE6 konusunda sorunu olan herkesin http://code.google.com/p/ie7-js/ ve http://bjorkoy.com/past/2007/4/8/the_easiest_way_to_png/ adreslerine göz atmasında büyük fayda var.
Akşam üstü ise yeni bir proje olan Fandome.com adlı sitenin CEO’su Karim Motani ve teknoloji sorumlusu ile görüştüm. 12 kişilik bir şirket olmasına rağmen arkalarına aldıkları finansal destek ile Ekim ayından beri çok fazla ses getirecek bu proje üstünde çalışan şirketin benden beklentisi benim istediğim pozisyonun tüm özellikleri ile birebir örtüşüyordu. XHTML, CSS, PHP geliştiricisi, aynı zamanda grafik tasarım konusunda tecrübesi olan, Fandome.com için Facebook uygulaması yazabilecek birini arıyorlardı. Çok olumlu geçen bu görüşmenin ardından günü sonlardırmak için Seaport’ta üniversiteden arkadaşlarımla buluştum ve tüm günün yorgunluğunu atmaya çalıştım.
İlk gün evi ayarlamak, ikinci gün iş teklifi almak, peki ya üçüncü gün? Paris Hilton ile unutulmaz bir gece… Şaka tabi…
Üçüncü gün iki farklı şirketle iş görüşmesi yaptım. Lawline.com online avukatlık eğitimi konusunda odaklanmış 12 kişinin çalıştığı bir şirket. Yalnızca 1 programcı ve 1 grafik tasarımcının çalıştığı şirkette programlama işlerine yardımcı olabilecek, aynı zamanda yenilikçi fikirlerle şirketin gelişmesine yardımcı olabilecek bir kişi aranıyor. Geçmiş tecrübelerim ve bilgim sayesinde bu şirket yöneticilerinin de takdirini kazandım ancak çalışmak istediğim ortam böylesine küçük bir yazılım geliştirme şirketi mi ondan emin değilim.
Öğleden sonra ise Greenzer.com adlı yeni kurulmuş olan, internet üzerinden doğaya zararsız ürün satışına odaklanmış şirketin çalışanlarıyla görüştüm. Fandome gibi arkasına büyük bir finansal destek alamadıkları çalıştıkları ofisten belli olsa bile tamamen doğaya saygılı bir şirket profili çizmeleri onları bir adım öne geçirdi. Şirket çalışanlarından Mike Dikan ile 45 dakikalık bir görüşme yaptım. Daha önce telefonda yaptığımız görüşme de teknik olarak yeterli olduğuma karar verdiğinden karakter olarak beni tanıma amacıyla yapılan bu görüşme tam bir dostluk ortamında geçti. Konservatuar’da okurken sıkılıp bilgisayar okumaya karar veren Mike, geçtiğimiz sene 27 yaşında evlenmiş. Üniversite’e bizim IEEE Lego Mindstorm Robotics yarışmasında birinci olduğumuzu söylediğimde, kendisinin robot programlamasıyla çok ilgili olduğunu belirtti. Havadan, sudan, internetten, dünyadan, Greenpeace’ten, elektronik müzikten, fotoğrafçılıktan ve tüm dünyayı görme hayallerimizden bahsettikten sonra önce Ben daha sonra Jason ile görüştüm.
Ben ve Mike şirketin iki PHP geliştiricisi. Tüm grafik tasarımını freelance çalışanlara aktarmış olan şirketin aradığı kişi onları dışa bağımlı olmaktan kurtaracak, programlama bilgisinin yanında CSS ve Photoshop bilgisi ile grafik tasarım konusunda yardımcı olabilecek şirketteki arkadaşlık ortamını bozmayacak bir insan olmalıymış. Fransızca bildiğimi gördüklerinde çok sevindiler. Çünkü Fransa ve ABD’de çalışmalarını yürüten şirketin iki yöneticisi aynı odada bulundukları programcıların anlamaması için şirkette Fransızca konuşuyorlarmış. Benim fransızca bildiğimi öğrenince ikisinin de verdiği tepki aynı oldu: “Programcıların artık gizli bir casusu olacak…”
Sao Paolo’dan gelmiş olan Jason, pazarlama ve arama motoru optimizasyonu sorumlusu, ise snowboard yaptığımı ve SEO konusunda tecrübeli olduğumu duyduğuna çok sevindi. Şirket çalışanları hayal ettiğim şirket ortamını, takım elbise ve kravat olmadan eskitilmiş tshirtler ve şortların ağır bastığı bir şekilde yaratmışlar. Umarım maddi olarak tatmin edici bir teklif ile karşıma gelirler.
Üçüncü gün yaptığım görüşmeler sonrası hemen çalışmaya başlamak isteyebileceğim iki şirketle karşılaştım bile. Yarın tek bir şirketle iş görüşmesi yaptıktan sonra, Cuma tüm gün SixApart için çalışacağım. Pazartesi ise Squeeky adlı bir şirketle görüşmem var. Fakat önümüzde hafta içinde bir başka görüşmem yok. En kısa süre içinde iş başvurusu yapmaya geri dönmeliyim sanırım.
Yeni bir başlangıç, farklı bir hayat…
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Kategori: Genel, Müzik — Gerçek Karakuş - @ 11:42 am
Arada birkaç küçük kaçamak dışında neredeyse 2 aylık bir süre geçirdim İstanbul’da… Çok mükemmel olmasa bile uzun zamandır hasret kaldığım açık hava festivallerini doyasıya yaşadım.
Santral İstanbul’da gerçekleştirilen Efes Pilsen One Love Festival 8′de Róisín Murphy’i ve Bedük’ü dinleme şansı bulurken, Parkorman’da gerçekleştirilen Electronica Festival 5′te David Guetta, Kruder & Dorfmeister Soundsystem ve Felix Da Housecat’i canlı olarak izledim. Mükemmel bir sahne şovu ile bütünleştirilen bir başka Parkorman gecesini ise Massive Attack ile unutulumazlar arasına yerleştirdim. Dönmeden bir hafta önce ise İzlanda’nın bugüne kadar yetiştirmiş olduğu en büyük müzisyen olan Björk ile mutlu bir kapanış yaptım.
Arada mezuniyet dolayısıyla kaçırdığım bir Travis konseri oldu ancak onu da çok büyük bir kayıp olarak görmüyorum. Bir gün bir yerde mutlaka dinleme şansı bulurum.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.